Çocukların Büyüklere Verebileceği Dersler

Anasayfa / Aile-İlişkiler / Çocukların Büyüklere Verebileceği Dersler
Çocukların Büyüklere Verebileceği Dersler

Çocuklarınıza sürekli bir şeyler öğretebilmek için çabalarız. Onların bizlerden yeni bir şeyler öğreniyor olması bizi mutlu eder ve bunu büyük bir hevesle yaparız. Ancak henüz yürüyemese ve konuşamasa bile çocuğunuzun da size öğretebileceği birçok şey vardır aslında.

İşte bu hayat derslerinden bazıları:

Asla pes etme

Yürümeyi yeni öğrenen çocuklar bu konuda oldukça net bir örnektir aslında. Yürüme çabalarının yüzde 90’ı başarısızlıkla sonuçlansa da hiçbir şekilde pes etmezler. Başarıya ulaşmak için her defasında ilk seferleriymiş gibi çaba harcarlar. Sürekli yere düşüyor olmak onları yıldırmaz. Elde etmek istediği şey başarısızlıkla sonuçlandı diye pes edip vazgeçmez. Evet, belki biraz sinirlenebilirler bu duruma ya da üzülüp ağlayabilirler. Ama yine de tekrar ayağa kalkıp denemeye devam ederler.

Biz büyüklerde eğer bir başarı elde etmek istiyorsak birkaç başarısız deneyim elde ettik diye hemen pes etmemeliyiz.

Merak duygusu

Küçük çocukların merak duygusu oldukça yoğundur. Çevresinde olan biten şeyleri ya da nesneleri yeni öğreniyor olmak onlar için bu merak duygusunu her defasında biraz daha artırır. Sürekli sorular sorarlar ya da etrafındaki her şeyi keşfetmek adına karıştırıp dikkatle incelerler. Bunu yaparken de tüm duyularını kullanırlar. Yeni keşfettikleri her şeyi koklamak, tatmak, duymak, görmek ve dokunmak isterler. Bu sayede yeni bir bilgi edinirler. Merak duyguları sayesinde her an yeni bir bilgi edinirler hayata dair.

Biz büyüklerde içimizdeki bu merak duygusunu yitirmezsek eğer hayatımız boyunca yeni bir şeyler öğrenmeye açık oluruz. Sürekli yeni bilgiler edinir daha donanımlı bir insan haline gelebiliriz.

Sabretmek

Küçük çocuklar sabır konusunda biraz değişkendirler. Örneğin bir şeyi elde etmek istediklerinde oldukça sabırsız olan bir çocuk bir şeyler öğrenme konusunda da tam tersi oldukça sabırlıdır. Herhangi bir şeyi öğrenme aşamasındayken ne kadar uzun sürdüğü onlar için önemli olmaz. Öğrenebilmek için defalarca denerler ve pes etmezler. Bunu yaparken de zorunluluktan kaynaklı bir sabretme hali değil de daha doğal ve içsel bir duygu ile sabretmektedirler. Ve böyle olduğu için bu durum onları rahatsız etmez.

İşte bizlerde içimizdeki bu doğal sabretme duygusunu mecburi bir sabır durumuna dönüştürmezsek tıpkı çocuklar gibi bir şeyi başarmaya çalışırken ya da herhangi bir olay karşısında daha güçlü ve azimli olabiliriz.

Anı yaşamak

2-3 yaşında bir çocuk olmanın en güzel taraflarından biride geçmişe dair çok fazla şey hatırlamıyor olmak ve gelecek kaygısı diye bir şeyin varlığından henüz haberdar olmamaktır. Küçük bir çocuk sadece içinde bulunduğu anı yaşar. Geçmiş meselelere takılmadığı ya da gelecek konusunda endişe duymadığı için sadece o anın tadını çıkarır.

Biz yetişkinler ise ne yazık ki herhangi bir anı yaşarken sürekli geçmiş ve gelecek düşünceleri ile zaman harcamak zorunda kalırız. Böyle olunca da içinde bulunduğumuz anın tadını çıkarmak çok mümkün olmaz. Bu konuda küçük çocukları örnek alıp zihnimizdeki geçmiş ve gelecek mevzularını bir kenara bırakırsak yaşadığımız ana odaklanmamız daha kolay olur.

Karnın doyacak kadar ye

Küçük çocuklara yemek yedirme konusunda birçoğunuz sorun yaşıyor olabilirsiniz ve bu çok doğal bir süreçtir. O yaştaki çocuklar için yemek saatinin gelmiş olması ya da sizin çok güzel bir sunumla yemek servisi yapıyor olmanız hiçbir anlam ifade etmez. Onlar sadece aç oluklarında ya da canları istediğinde itirazsız yemek yemeyi kabul ederler. Tabağına koyduğunuz yemeğin tamamını bitirmekle de ilgilenmezler. Doydukları an yemek yemeyi bırakırlar. Kısacası bedenlerinin sesini dinlerler ve ona göre hareket ederler.

Eğer sağlıklı bir şekilde beslenmek istiyorsak bizlerde bu konuda biraz çocuklar gibi davranmalıyız. Eğer acıkmamışsak sırf yemek saati geldi diye zorla bir şeyler yemeye çalışmak çok doğru değil. Yada doyduğumuz halde hala tabağımızdakileri son yudumuna kadar yemek için kendimizi zorlamamalıyız. Gereksiz kilo alımları ve sağlıksız bir beslenme alışkanlıkları hep bu gibi davranışların sonucu oluşmaktadır.

Kendin gibi davranmak

Küçük çocuklar etrafındaki kişilerin düşünceleri ve bakış açılarının ne olduğu ile ilgilenmezler. Onlar sadece kendileri ile meşguldürler. İnsanlar ne düşünür endişesi ile olduğundan farklı görünmeye çalışmazlar. Üstünün başının kirli olması ya da eşyalarının dağınık olması onları rahatsız etmez. Eğer çocuğunuza en başından itibaren kendine güven konusunda yeterli eğitimi verebilirseniz bu durum yaşamının kalan kısmında da devam edebilir. Ancak sürekli “bak bu şekilde seni beğenmezler, bu şekilde davranırsan seni sevmezler” benzeri cümleler kurarak çocuğunuzun davranışlarını düzeltmeye çalışırsanız bir süre sonra kendi olmaktan çıkıp toplumdakilerin düşüncelerine göre hareket etmek zorunda kalan bir çocuğa dönüşmesine sebep olursunuz.

Bu kötülüğü çocuğunuza yapmamanız gerektiği gibi kendiniz içinde bu duygunun önüne geçmeli ve başkaları önemsemeden sadece kendiniz olabilmeyi başarmalısınız.

Yardım istemekten çekinme

Küçük çocuklar birçok şeyi kendi başına yapabilmek ve keşfedebilmek istiyor olsalar da yetersiz oldukları konularda hiç çekinmeden yardım istemeyi de bilirler. Birisinden yardım isteme konusunda utanmazlar. Çünkü bu onlar için çok doğal bir durumdur. Ego duygusu henüz onların sahip olduğu bir şey olmadığı için bu konularda daha rahattırlar.

Biz büyüklerde bazı konularda ihtiyaç duyduğumuzda çevremizdekilerden yardım talep etmekte bir sakınca görmemeliyiz. Bu zayıf ya da yetersiz olduğumuz anlamına gelmez. Her insanın başkalarının yardımına ihtiyacı olduğu konular olabilir. Ve bu çok normal bir durumdur.

Küçük şeylerden mutlu olmak

Küçük çocuklar için çok pahalı hediyeler ya da lüks mekanlar çok önemli şeyler değildir. Onlar sizin için önemli bile olmayan çok küçük şeylerden bile mutlu olmayı başarabilirler. Örneğin oyun oynayabileceği boş bir kutu bulmak, camdan yağmur damlasının süzülüşünü izlemek ya da bahçeden bir çiçek kopartmak mutlu olmaları için yeterli şeylerdir. Çok basit şeylerle bile keyif alarak vakit geçirebilme özelliğine sahiptirler. Yaşamın en küçük detaylarından bile zevk alıp mutlu olabilirler.

Bizlerde eğer hayata onlar gibi daha basit bir göz ile bakmayı başarırsak daha mutlu olabiliriz.

Önyargısız olmak

Küçük çocuklar insanları yaş, ırk, cinsiyet, din ya da meslek gibi sınıflandırma gereği duymazlar. Onlar için önemli olan sadece karşısındaki kişinin ona karşı yaklaşımıdır. Eğer kendisine karşı hiçbir olumsuz davranışı olmadığını hissederse bu tarz konularda ayrım yapmadan o kişiyle görüşmekten memnun olur.

Oysaki biz büyükler ne yazık ki bir insanla tanıştığımızda bu gibi sınıflandırmaları çok fazla önemseriz ve hoşlanmadığımız sınıfa ait insanların çok iyi biri bile olsa hayatımızda yer almasını istemeyiz. Bu önyargılar sayesinde insanlarla ilişkilerimiz zarar görebilir. Oysaki insanlara bakış açımız küçük çocuklarınki gibi önyargısız olsa daha olumlu sonuçlar elde edebiliriz.

Duygularını gizlememek

Çocuklar hissettikleri şeyler konusunda duygularını gizleme ihtiyacı duymazlar. Canı yandığında ağlar, bir şey canını sıkmışsa üzgün olduğunu belli eder, kızgın olduğu zaman öfke patlaması yaşar ya da bir şeye sevindiği zaman neşesini çok net bir şekilde gösterir. Yani duygularını anlık olarak yaşayabilirler. Buda psikolojik açıdan daha sağlıklı olabilmelerini sağlar.

Bizlerde içinde bulunduğumuz ruh halini içimize atmayıp anlık olarak ifade edersek dışa vurulmamış duygular nedeni ile ilerleyen dönemlerde psikolojik sorunlar yaşanmasının önüne geçmiş oluruz.

Dürüsttürler

Küçük çocuklar fikirlerini beyan ederken bunun karşısındaki insana ne düşündüreceği ya da ne hissettireceği ile ilgilenmezler. O an içlerinden ne geçiyorsa dürüstçe onu ifade ederler. Yani sözleri ile insanları memnun etme gibi bir çabaları olmaz. Örneğin giysinizin size yakışıp yakışmadığını gerçekten bilmek istiyorsanız çocuğunuza sorabilirsiniz. Hiç çekinmeden size “çok çirkin olmuş, iğrenç” gibi cümleler kurabilir. Oysaki aynı soruyu bir yetişkine sorsanız sizi kırmamak adına daha farklı bir fikir beyan edebilir. Buda sizi yanlış yönlendiren bir duruma neden olabilir.

İnsanlara karşı daha net olabilmek ilişkilerin daha sağlıklı bir şekilde olabilmesini sağlamaktadır. Dürüst olmak her zaman için en doğru yoldur.

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmamaktadır.