Karlar Düşer..

“Vee sonunda ‘idare eder cinsinden’ bir kar yağıyor İstanbul’a da. Uzun zaman sonra yağınca, bu manzara karşısında bir mutlu uyandık sanki sabaha. Yollar, arabalar, çatılar bembeyaz kaplanmışken yaşadığımız yer daha bir güzel görünüyor gözümüze hiç tartışmasız.

Özlemişiz o belli ama özlemek zorunda bırakan yine biziz. Doğanın dengesini bozup mevsimleri olması gereken gibi yaşamayı engelliyoruz. Biz insanlar ekolojik dengeye zarar verip dünyanın sonunu bir şekilde kendi imkanlarımızla getiriyoruz galiba. Ama bunlar derin, ciddi ve uzun meseleler şimdi hiç oralara girmeyelim. Kar güzel, karı izlemek güzel. Tadını çıkaralım, tadımızı bozmayalım.

Eskiden daha çok yağardı kar, böyle santimlerce falan. Ve her kış yağardı mutlaka. Bir alışkanlıkla gecenin karanlığında pencere önünde oturup sokak lambasına bakıp yağan karı seyretmenin verdiği huzur gerçekten paha biçilemezdi. Herkes uyurken oturup saatlerce karı seyrederken hayatı sorgulamak da bambaşka bir duygu durumudur. Sokak bembeyaz olur, gecenin o saatinde kimse ayak basmaz. Sanki tüm üzüntüler, kötülükler, yaşanmış tüm olumsuz şeyler o kar tabakası ile kaplanıp yok olup gitmiş, artık her şey bembeyaz ve çok güzelmiş gibidir. Değişik düşünceler, duygular işte. Sonra bunlar bir anı olarak kaldı zaman geçtikçe. Artık ne o evdeyim, ne o sokak lambası var etrafta, ne de o şekilde yoğun bir kar yağıyor. İnsan üzülüyor tüm bunların yokluğuna.

Şimdi yağan kara baktıkça, yine düşüncelere dalmaya başladıkça, güvenilen dağlara yağan karlar geliyor aklıma. İnsanı yıkarmış gibi geliyor o karlar o dağlara yağdığında. Ama öyle olmuyor. Olmaması da gerekiyor. Kimse için değmiyor üzülmeye çünkü. Size yanlış yapıldığında arkanızı dönüp gitmek, silip atmak ya da belki duruma göre tepki göstermemek en güzeli, en doğrusu. Gün gelip de pişman olunca karşı taraf işte o zaman zafer sizindir. Ayakta kalabilmenin güçlü olabilmenin yolu bu. Ne dağlara ne karlara yenilmemek. Bırakın onları kendi haline, siz geçip karşıya sadece manzarayı seyredin. Ve zamanını bekleyin.

Zamanını beklemek deyince; şimdide karın biraz daha fazla yağmasını ve çıkıp oynayabilecek durumda olmasını bekliyorum. Yaşım kaç olursa olsun içimdeki çocuk karda koşup oynamaya, yuvarlanmaya özlem duyuyor. İçinizdeki çocuğu kırmayın ve ona bir kardan adamı çok görmeyin..”

Güvendiğiniz dağlara kar yağdığında en güzel çare; dağ ile kar’ı başbaşa bırakmaktır. Gün gelip karlar eriyince, dağ yolunuzu gözleyince, sizin en güzel cevabınız; başka bir dağdan selam yollamaktır! ( Şems-i Tebrizi)

Bu yazılarıda okuyabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.