Papağanınızın Stresini Azaltma Yolları

Anasayfa / Hayvanlar-Bitkiler / Papağanınızın Stresini Azaltma Yolları
Papağanınızın Stresini Azaltma Yolları

Papağanınızın son zamanlarda değişen davranışlarının sebebinin stres olduğunu düşünüyorsanız çözüm yolu aramaya başlamadan önce bu stresin neden kaynaklandığını tespit etmeniz daha doğrudur. Çünkü bu papağanınızın stresini azaltabilmenizin ilk adımıdır.

Papağanlar oldukça duygusal havyalardır ancak değişen duygu durumlarını bize kelimelerle ifade edemedikleri için içinde bulundukları ruh hali davranışlarına yansır. Papağanınızdaki değişiklikleri fark edebilmeniz için normal zamanlarda da onun davranışlarını çok iyi bir şekilde gözlemlemelisiniz. Kafes temizliğini yapmak ya da yemini suyunu aksatmadan veriyor olmak evcil hayvan bakımı konusunda yeterli olan şeyler değildir. Hayvanınızla ilgili yeterli eğitime ve bilgiye sahip olmalı ve onun gün içerisindeki davranışlarını sürekli gözetim altında tutmanız gerekmektedir. Böylece herhangi bir farklılık meydana geldiğinde en kısa sürede fark edebilme imkanına sahip olursunuz.

Papağanlarda en sık karşılaşılan stres belirtileri nelerdir?

Papağanlar oldukça arkadaş canlısı ve sosyal hayvanlardır. Eğer evinizde bir papağan beslemek istiyorsanız onlar için geniş bir alan gerektiğini ve sürekli sosyalleşme ihtiyacı içinde olacaklarını göz önünde bulundurmanız gerekmektedir. Muhabbet kuşu ya da kanarya gibi evcil kuşlara oranla papağanlar daha fazla ilgiye ihtiyaç duyarlar. Ve eğer ihtiyacı olan bakımı sağlayamazsanız papağanınızın strese girme ihtimali çok yüksektir.

Strese girdiklerinde en sık yaptıkları şey kendi tüylerine zarar vermektir. Bu strese girmiş bir papağanda mutsuz veya kaygı dolu olduğunun göstergesidir. Kendi tüylerini yolar ve bu şekilde kendisine zarar vermeye çalışır. Sadece kafa kısmındaki tüylere ulaşamaz. Eğer kafası hariç diğer bölgelerde tüy azalması yaşanıyorsa bu stresten kaynaklanmaktadır. Ancak kafa kısmında da tüyler azalıyorsa papağanınızın bir hastalığı mevcut demektir.

Çok yüksek sesle çığlıklar atmak ve bunu sürekli tekrar etmek. Bu çığlıklar içinde bulunduğu kaygılı durumdan kaynaklı bir alarmdır.

Kafasını ya da vücudunu sürekli sallaması da stresli bir ruh halinde olduğunun işaretidir.
Korku ya da üzüntü sebebi ile aşırı uyuyabilir. Ancak bu aşırı uyku hali herhangi bir hastalıktan dolayı da olabilir.

Daha önce size çok yakın olmasına rağmen son zamanlarda kaçmaya ya da sizden saklanmaya başlamışsa buda stres ve korkudan kaynaklanan bir davranış biçimidir.

Kafes tellerine vurmak, sizi ya da herhangi bir nesneyi ısırmaya çalışması ve sürekli saldırgan tavırlar sergilemesi psikolojik bir sorunu olduğunu gösterir.

Sürekli nefes nefes kalmış bir hal içinde olması, tıslaması, kuyruğunu havaya kaldırmaya çalışması, kanatlarını açık tutması, baş kısmındaki tüylerin kalkık olması gibi durumlarda stres belirtisidir.

Bu saydıklarımıza gün içinde şahit oluyor olabilirsiniz ancak bu gibi davranışlar süreklilik arz ediyorsa o zaman stres belirtisi olduğunu gösterir. Onun dışında bu davranışları her yaptığında stresli olduğunu düşünüp paniğe kapılmanıza gerek yoktur.

Papağanların strese girme nedenleri nelerdir?

İdeal bir kafes papağanınızın kanatlarının açık olduğu halinden 1,5 ya da 2 kat daha büyük olmalıdır. Eğer bu ölçülerden daha küçük bir kafes içinde yaşamak zorunda kalıyorsa bu papağanınızı rahatsız edecektir.

Papağanınızın kafesini ya da yaşadığı ortamı her gün mutlaka temizlemelisiniz. Yiyecek kabuklarını yemliğinden ayırmalısınız. Altına serdiğiniz kağıt ya da tabakayı temizlemelisiniz. Etrafın kirli olması papağanınızı strese sokabilir.

Bir papağan için ideal sıcaklık 20-25°C arasındadır. Eğer ortamın sıcaklığı bunun altında ise papağanınız kolayca hastalanabilir. Hastalanması da onu strese sokan en büyük etkenlerden biridir.

Papağanlar alışkanlıkları olan hayvanlardır. Eğer günlük rutinlerinde ya da yaşam koşullarında herhangi bir değişiklik olmuşsa bu onları rahatsız eder ve strese sokar.

Papağanınızı sürekli kafesinde kapalı tutuyorsanız buda en büyük stres sebeplerinden biridir. Çünkü papağanlar günde en az 2-3 saat mutlaka kafes dışında vakit geçirmeye ihtiyaç duyarlar. Fiziksel egzersizlerini ve aktivitelerini kafes içerisinde gerçekleştiremediğinde strese girerler.

Papağanlar oldukça zeki hayvanlardır. Çevresinde yaşananları ve ruh hallerini çok iyi gözlemlerler. Ve bazen içinde bulunduğu durumlardan kaynaklı zihinsel açıdan stres altına girerler.

Papağanınızın eğer bir eşi yoksa ve tek başına yaşıyorsa bu gibi durumlarda onunla çok daha fazla zaman geçirmeniz ve ilgi göstermeniz gerekmektedir. Günde en az 2-3 saati papağanınıza ayırmalısınız. Siz yanında olamadığınız durumlarda kendi başlarına eğlenebilmeleri için kafesinde mutlaka oyuncak ya da eşyaları olmalıdır. Çünkü canı sıkılan bir papağanın strese girmesi kaçınılmazdır.

Papağanınızın strese girmesini nasıl önleyebilirsiniz?

Papağanınızın kafesini odanın her alanını ve özelliklede sizi rahatça görebileceği bir yere yerleştirmelisiniz. Ancak kafesin bir bölümü papağanınız için mahremiyet sağlayacak şekilde olması da önemlidir. Kendi başına zaman geçirmek istediğinde kafesin arka kısmına geçerek yalnız kalmak ve görünmek istemez. Eğer kafesiniz duvara yakın bir yerde duruyorsa bu papağanınız için yeterli mahremiyet alanı sağlar. Ancak böyle bir alan yoksa kafesin bir bölümünü örtü ya da havlu ile kapatabilir ve ona kişisel bir mahremiyet alanı oluşturabilirsiniz.

Kafesi pencere önüne yerleştirmemelisiniz. Dışarıdaki diğer kuşlar ya da memeli hayvanları doğrudan görüyor olması papağanınız için bir tehlike arz edecektir. Ayrıca pencere önleri daha soğuk olabilir.

Papağanınızın strese girmemesi için günlük 12 saat kadar uyuyabilmesi çok önemlidir. Geceleri daha rahat ve kesintisiz uyuyabilmesi için kafesinin üzerine bir örtü örtmelisiniz. Ayrıca örtü sayesinde sabah havanın çok erken aydınlandığı dönemlerde papağanınızın da çok erken uyanmasını önlemiş olursunuz.

Papağanınızla konuşurken sakin bir ses tonu ile konuşmalı ve ani hareketlerden kaçınmalısınız.
Eğer henüz elinize gelmek istemiyorsa onu zorlayarak ürkütmeyin. Eğitebilmek ve size alışmasını sağlamak için bir sopa kullanın. Eliniz yerine ona sopayı uzatın. Bu sayede zamanla sopaya gerek kalamadan size yakınlaşacaktır.

Şapka ya da eldivenle papağanınıza yaklaşmayın. Sizi bu şekilde gördüğünde kendilerini tehdit altında hissederler.

Etrafında gördüğü yabancı cisimler, eşyalar ya da duyacağı ani sesler papağanınızı korkutabilir. Bu gibi durumlarda dikkatli davranıp onu sakinleştirmeye çalışmalısınız.

Papağanınızın eğlenceli zaman geçirebilmesi için mutlaka kafesinde oyuncakları ilgisini çekebilecek nesneler bulunmalıdır. TV izlemesini ya da radyo dinlemesini de sağlayabilirsiniz.

Yeterli ölçüde sosyalleşebilmesi için gün içerisinde mutlaka kafes dışında zaman geçirmesine izin vermeli hatta onunla bu süreçte özel olarak ilgilenmelisiniz.

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmamaktadır.